DOLMABAHÇE SARAYI
| Makale İçeriği |
|---|
| DOLMABAHÇE SARAYI |
| Sayfa 2 |
| Sayfa 3 |
| Tüm Sayfalar |
Dolmabahçe Sarayı'nın bulunduğu alan, bundan dört yüzyıl öncesine kadar Boğaziçi'nin büyük bir koyuydu. Osmanlı Kaptan Paşalarının gemilerini demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy zamanla bataklık haline gelmiş ve 17'nci yüzyıldan itibaren başlayarak doldurulmuş, padişahların dinlenme ve eğlenceleri için düzenlenen bir "hasbahçe"ye dönüştürülmüştü. Bu bahçede, çeşitli dönemlerde yapılan köşkler ve kasırlar topluluğu, uzun süre Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anıldı.
Saray Dolmabahçe’de, İnönü Stadyumu’nun karşısında bulunan alanda yer almaktadır. Binanın deniz kenarındaki alanının toprakla doldurularak bahçe haline getirilmesi nedeniyle Dolmabahçe olarak adlandırılmıştır. Sultan II. Mahmut döneminde, bu alanda ahşaptan bir saray yaptırılmış, bu saray Sultan Abdülmecit döneminde yıktırılarak yerine, Avrupa saraylarının anıtsal boyutlarında günümüzdeki mermer saray yaptırılmıştır. Binanın mimarları Karabet ve oğlu Nikogos Balyan’dır. 1856 yılında imparatorluk ikametgâhı olarak hizmete açılan sarayda, 19 Mart 1877’de ilk Meclis-i Mebusan (Millet Meclisi) açılmıştır. İstanbul’a ziyarete gelen birçok önemli kişi ve devlet konukları, bu sarayda ağırlanmıştır. 1927 yılından sonra Atatürk’ün bu sarayda sık sık kaldığı ve harf devrimi çalışmalarını bu sarayda yaptığı bilinmektedir. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, bu sarayın haremlik kısmında, denize bakan 71 no’lu odada vefat etmiştir.

Binada değişik dönemlerin mimari üslup öğelerinin kullanılması, zamanın beğenisini sergilemektedir. Bina selamlık, haremlik ve veliaht dairelerinden oluşmaktadır. Binanın uzunluğu 284 m’ye ulaşmaktadır. Ana bölümleri 1660 m.²’lik geniş bir alana kurulan yapının rıhtımı 600 m. uzunluğundadır. Bina içerisinde bulunan zengin avizeler, mobilyalar, tablolar ve süslemeler ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
17. yüzyıla kadar Boğaziçi’nin koylarından biri olan bu yörenin; Altın Post'u aramaya çıkan Argonotların efsanevi gemisi Argos’un demirlediği, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi sırasında Haliç’e indirmek üzere gemilerini karaya çıkardığı yer olduğu ileri sürülür.
Osmanlılar Döneminde kaptan paşaların donanmayı demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapılageldiği doğal bir liman görünümünde olan bu koy; 17. yüzyıldan başlayarak dönem dönem doldurulmuş ve Dolmabahçe adıyla padişahların Boğaziçi’ndeki has bahçelerinden biri konumuna getirilmiştir.