‘iSTANBUL SiLÜETiNiN GÖKDELENLERDEN OLUŞMASINI iSTEMiYORUM’
Sanatçı Şevval Sam, “İstanbul kılına bile dokunulmaması gereken bir yer. Şehrin bu kadar kalabalık olmadığı, eski arabaların geçtiği zamanları özlüyorum” diyor.
Çocukluğunuzun İstanbul’u nasıldı?Akmerkez’in olmadığı günlerde, o arsada futbol oynardık. Karayolları binasının şehrin tek gökdeleni olduğunu hatırlıyorum. Bebek daha sakin ve salaştı. Yolların daha seyrek olduğu, eski arabaların geçtiği zamanları özlüyorum. Trafik derdinin olmadığı, şehrin bu kadar kalabalık olmadığı günler çok güzeldi. ‘Kadir’in Yeri’ adlı meyhaneyi tekrar görebilmeyi çok isterim. Kar yağdığı zaman belimize kadar içinde kalırdık. Şimdi şehir ısısından dolayı adam gibi kar bile yağmıyor. Bir de Boğaz’da deniz yıldızının, deniz atlarının olduğu dönemleri özlüyorum.
Şehrin en büyük sorunu ne sizce?Mimarinin çok geride olduğunu, çok zevksiz olduğumuzu düşünüyorum. ‘Koca koca dişleriyle’ evlerini satmak isteyen adamların, dişlerini göstermeleri bana çok çirkin geliyor. Yeni yapılar inşa edeceklerine, eski binaların hasar tespit çalışmalarını yapıp, destek projeleri geliştirsinler. Bakalım yaptıkları evlerde kalan insanların ruhları onları rahat bırakacak mı?
İstanbul’u vazgeçilemez yapan unsurlar neler sizce?Erguvanlar ve hâlâ bazı bahçelerde meyve ağaçlarının olması.
Sizin bahçeniz var mı?Ulus’ta, eski gecekondu mahallerinin olduğu yerde, üç katlı bir apartmanda oturuyorum. 10 çeşit meyve ağacı var. Elma, ayva, incir... Manzarayı kapatıyor diye ağaçları kesen insanları anlamıyorum.
Size bir fırsat verilse İstanbul’dan neyi kaldırıp yerine neyi koyarsınız?Bebek sahil şeridini tramvay yolu yapıp, ulaşıma kapatırım. Üçüncü Köprü’ye de kesinlikle hayır diyorum. İki milyon ağaç kesmek ne demek? Karadeniz’e de aynı şeyi yaptılar. İnsanların hikayelerine kepçe atıyorlar. Tarihe hiç saygıları yok. İnsanlara çevre bilinci aşılamak gerekiyor. Bugün artık para, ‘Allah’, ‘din’, ‘kapitalizm’ oldu.
Misafilerinize İstanbul’un nerelerini gezdirirsiniz?Yemeğe Cihangir’deki Demeti Restoran’a götürürüm. Arkadaşımın yeri olduğu için, keyfimizin yerinde olduğu zamanlar bir kanun bir de çelloyla mikrofonsuz alaturka söylüyorum. Çok zevkli oluyor. Boğaz’a güzel bir kahvaltıya götürürüm. Aslında misafirine göre değişir nereye götüreceğim.
Bir gün boyunca İstanbul’u gezdiğinizi düşünün. Rotanızı nasıl çizerdiniz?Evde olmayı daha çok seviyorum. Çok fazla gezen bir yapım yok. İhtiyaç olduğunda ya da bir arkadaşımla buluşacaksam dışarı çıkıyorum. Benim aktivitelerimde alışveriş merkezleri, çok fazla kalabalık mekanlar yok. Bütün arkadaşlarım Cihangir’de olduğu için oraya çok sık gidiyorum. Onlar olmazsa belki gitmem.
Mutsuz olduğunuzda kaçtığınız bir yer var mı?Gelmesinler diye mekan adı vermiyorum. Ama sahilde olmak iyi geliyor. Arnavutköy’e iniyorum bazen, Kuruçeşme’de yürüyorum. Aşiyan tarafı da güzel geliyor. Kahvemi alıp sahilde oturmak, tek başıma denize bakmak iyi geliyor.
Sizce İstanbul’un simgesi nedir?Martılar olabilir. Aslında her şey İstanbul’un simgesi olabilir. Dünyada bütün kentlerin belli bir ömrü var. Ama yaşamın durmadığı, sürekli medeniyetlerin var olduğu tek kent İstanbul. Yerin yedi kat altında kim bilir neler var. Kılına bile dokunulmaması gereken bir kent. İstanbul silüetinin gökdelenlerden oluşmasını istemiyorum. Çok çirkin, zevksiz, kompleksli, gösteriş meraklısı buluyorum.
İstanbul’un en iyi anlatan yazarlar kim sizce?
Orhan Veli, Yahya Kemal, Cemal Süreyya... Hepsinin farklı bir üslubu, farklı bir anlatış şekli var. Sanatını, dilini sevdiğim şairlerin baktığı gözü seviyorum.
BİR KADEH ŞARAPLA İZLENİR!
‘Siyah Beyaz’, ilk filmim. Çok ciddi bir kadroyla çalıştım. Birlikte oynadığınız insanlar çok önemli. Bu yüzden şanslı olduğumu düşünüyorum. Ama yüksek bir çıtadan başladığınız için bir süre sonra hiçbir şeyi beğenmemeye başlıyorsunuz. ‘Siyah Beyaz’ bir dostluk hikayesi. Kendilerine ait hissetikleri bir mekanda, her şeyi tamamladıklarını hisseden bir grup insanın öyküsünü anlatıyor. Ben de o kadın profilini temsil ediyorum. 35 yaş üstünün bir kadeh şarapla izleyeceği
bir film oldu.
SENEM AYDIN Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir